Piyanolu oda müziği topluluklarında piyanistin rolü sabit değildir; ölçüden ölçüye değişir. Bir bölümde ezgiyi taşır, hemen ardından yaylıların altında armonik zemin olur.
Bu değişimi görmenin tek yolu partisyona bakmaktır. Yalnız kendi partisini çalışan piyanist bu geçişleri fark edemez.
Bu nedenle oda müziği çalışmasının ilk adımı, kendi partisi değil bütün partisyonun okunmasıdır. Okuma sırasında her bölüm için tek bir işaret konur: burada öndeyim mi, geride miyim?
İkinci adım ses dengesidir. Piyano, yaylılara göre çok daha kolay yüksek ses üretir; denge bilinçli kurulur.
Üçüncü adım pedaldır. Yaylılarla birlikte çalarken pedal, dokuyu bulanıklaştırabilir; ölçülü kullanılır.
Dördüncü adım ise girişlerdir; kim başlatıyorsa hareketi o verir ve diğerleri izler.
Partisyon okuma alışkanlığı kurulurken ilk provalarda yalnız kendi partisi çalınır, ancak nota sehpasında partisyon durur. Göz zamanla diğer çizgileri de izlemeye başlar.
Birkaç eser sonunda kursiyer, kendi girişini sayarak değil karşı partiden duyarak bulur; bu, oda müziğinde aranan asıl beceridir. Derslerimizde oda müziği çalışan kursiyerler partisyondan okumaya yönlendirilir.