Bir dinletide alınan sonucun bir bölümü salona aittir ve bu, icra kararlarını doğrudan etkiler.
Birinci değişken yankıdır. Uzun yankılı bir salonda sesler birbirine karışır; pedal azaltılır ve tempo hafifçe yavaşlatılır.
Kuru bir salonda ise tersi gerekir; pedal cömertleşir, bağlar elle daha dikkatli kurulur.
İkinci değişken doluluktur. Boş salonda yapılan prova, dolu salondakiyle aynı değildir; dinleyici sesi yutar.
Bu nedenle provada duyulan tını, dinletide bir miktar daha kuru duyulur. Üçüncü değişken piyanonun konumudur; kapağın açıklığı ve duvara uzaklık ses dengesini değiştirir. Bu üç değişken önceden bilindiğinde uyum sahnede değil, prova sırasında yapılır. Uyum yapmak icrayı değiştirmek değildir; aynı müzikal fikri farklı bir ortamda duyurmaktır.
Salon provası sırasında bir dinleyici bulundurmak da yararlıdır; sahnede duyulan denge ile salonda duyulan denge çoğu zaman farklıdır.
Dinleyiciden tek bir şey sorulur: ezgi eşliğin içinde kayboluyor mu? Bu tek soru, çoğu denge sorununu ortaya çıkarır.
Derslerimizde dinleti öncesi salon provası, akustik değerlendirmesiyle birlikte yapılır.