Orkestra ya da şarkı repertuvarının piyanoya aktarılmış hâli uzun süre ikinci sınıf sayıldı. Bu değerlendirme yirminci yüzyılın ortasında yerleşti; öncesinde transkripsiyon, konser programının doğal parçasıydı. Bugün yeniden değer kazanmasının nedeni açıktır: iyi bir transkripsiyon, kaynağı taklit etmez, piyanoya çevirir.
Birinci ölçüt budur. Aktarım, piyanonun kendi imkânlarını kullanıyor mu?
İkinci ölçüt dokudur. Orkestranın kalabalığı olduğu gibi taşındığında sonuç çalınamaz hâle gelir; iyi aktarımda seçim yapılmıştır.
Üçüncü ölçüt renktir. Farklı çalgı gruplarının sesi, piyanoda farklı bölge ve dokunuşlarla ayrılır.
Kursiyer açısından bu repertuvarın kazanımı büyüktür: aynı anda birden çok ses katmanını yönetmeyi öğretir. Ayrıca kaynağı dinlemek zorunlu hâle gelir; bu da dinleme alışkanlığını besler. Katmanları ayırmak için pasaj önce her ses grubu ayrı çalınarak öğrenilir; sonra iki grup birleştirilir ve hangisinin öne çıkacağına karar verilir. Karar renk üzerinden verilir: öne çıkan katman daha parlak, geri kalan katman daha yumuşak bir dokunuşla çalınır.
Derslerimizde transkripsiyon çalışılırken kaynak kayıt dinleme programının parçası olur.