Bazı öğretim yaklaşımları nota okumayı ilk aylara koymaz; önce kulakla çalmayı öğretir. Gerekçe dil benzetmesidir: çocuk konuşmayı yazmadan önce öğrenir.
Bu yaklaşımın güçlü yanı kulaktır. Kursiyer duyduğu ezgiyi klavyede bulabilir hâle gelir ve bu beceri kalıcıdır.
İkinci güçlü yanı tonlamadır; kursiyer dikkatini nota adına değil sese verir.
Zayıf yanı ise gecikmedir. Nota okuma geç başladığında ilerleyen aşamada bağımsız çalışma zorlaşır.
Uygulamada iki uçtan biri seçilmez. Kulakla çalma ilk aylarda ağırlıkta olur, nota okuma paralel ve yavaş başlar.
Denge ölçütü şudur: kursiyer bildiği bir ezgiyi hem kulaktan bulabiliyor hem de basit bir notayı okuyabiliyor mu? İki beceri birlikte geliştiğinde ikisi de birbirini hızlandırır.
Kulak çalışmasının en pratik biçimi, bilinen bir ezginin notaya bakılmadan klavyede aranmasıdır. Bulunan ezgi sonra farklı bir sesten yeniden çalınır.
Bu ikinci adım aktarım becerisinin de temelini kurar ve ilerleyen yıllarda eşlik çalışmalarında doğrudan işe yarar. Derslerimizde kulak ve nota çalışmaları paralel yürütülür, biri diğerinin yerine geçmez.