Piyano eğitiminde bilginin nasıl aktarıldığını anlamak için öğretmen zincirlerine bakmak gerekir. Bir piyanistin öğretmeni, onun öğretmeni ve daha öncesi izlendiğinde çoğu zaman on dokuzuncu yüzyıla ulaşan bir zincir çıkar. Bu zincir bir soy iddiası değildir; aktarılan şeyin yazıya geçmeyen kısmıdır. Yazıya geçmeyen kısım şudur: bir sesin nasıl üretileceği, bir cümlenin nerede soluklanacağı, bir pasajın hangi hareketle çözüleceği.
Bunlar metinle değil, gösterilerek ve dinletilerek aktarılır.
Aktarımın bir riski de vardır. Zincir boyunca bazı çözümler gerekçesi unutulmuş kurallara dönüşür.
Bu nedenle iyi bir eğitmen, verdiği çözümün gerekçesini de anlatır; kursiyer kuralı değil nedeni öğrenir. Gerekçesini bilen kursiyer, karşılaştığı yeni bir sorunu kendi başına çözebilir.
Gerekçesi anlatılan bir çözüm, kursiyerin dağarcığına kalıcı olarak girer. Aynı hareket başka bir eserde farklı bir bağlamda gerektiğinde, kursiyer onu kendisi hatırlar.
Bu nedenle ders sırasında verilen öneriler yalnız uygulanmaz, kısa bir cümleyle de yazılır; birkaç ay sonra bu notlar kişisel bir teknik kaynağa dönüşür. Derslerimizde her teknik öneri, hangi sorunu çözdüğü açıkça anlatılarak verilir.