On dokuzuncu yüzyıla kadar bir eseri çalmadan önce kısa bir giriş doğaçlamak yaygın bir uygulamaydı.
Amacı ikiydi. Birincisi çalgıyı ve salonu tanımak; ilk sesler bir denemeydi.
İkincisi dinleyiciyi eserin tonalitesine hazırlamaktı. Bu uygulama zamanla kayboldu ama öğretim açısından hâlâ değerlidir.
Başlangıç için karmaşık bir şey gerekmez. Eserin tonalitesinde kısa bir akor dizisi ve birkaç kırık akor yeterlidir.
Bu kısa girişi hazırlamak kursiyeri iki şeye zorlar: eserin tonalitesini bilmeye ve klavyede o tonalitede rahat hareket etmeye.
İkinci kazanım psikolojiktir. Sahnede ilk sesler kendi kurduğu bir müzik olduğunda, esere geçiş daha az gergin olur.
Bu uygulama dinletide kullanılmayacak olsa bile çalışma sırasında düzenli yapılabilir. Giriş hazırlanırken eserin ilk akoru çıkış noktası olarak alınır ve o akorun çevresinde birkaç kırık figür kurulur.
Aynı giriş her çalışmada hafifçe değiştirilir; amaç ezberlenmiş bir kalıp değil, o tonalitede rahat hareket edebilmektir. Bu alışkanlık kurulduğunda kursiyer, tanımadığı bir piyanoda da ilk sesleri kendi kurduğu bir müzikle çalar; çalgıyı tanıma ve sahneye alışma aynı anda gerçekleşir.
Derslerimizde her eser çalışması, o tonalitede kısa bir giriş denemesiyle başlar.