On dokuzuncu yüzyılda parmakları güçlendirmek için çeşitli aletler üretildi; bazıları ses çıkarmayan klavyelerdi. Düşünce şuydu: ses olmadan da parmak hareketi çalışılabilir.
Sorun tam burada başlar. Piyanoda hareketin doğruluğunu belirleyen tek ölçüt sestir.
Ses olmadığında kursiyer, yaptığı hareketin sonucunu göremez; yanlış alışkanlık düzeltilmeden pekişir.
İkinci sorun kuvvettir. Bu aletler direnç uygulayarak çalıştırır; piyano tuşu ise direnç aleti değildir.
Üçüncü sorun sakatlanmadır; dönemin kayıtlarında bu aletlerle çalışan piyanistlerin el sorunları anlatılır. Bugün sessiz çalışmanın tek meşru biçimi zihinsel çalışmadır: notaya bakarak, ses üretmeden eseri kafada çalmak. Bu yöntem hareketi değil, hafızayı ve planı çalıştırır ve zararsızdır. Zihinsel çalışmanın uygulaması sanıldığından somuttur: nota önde tutulur, eser bölüm bölüm okunur ve her sesin nasıl duyulacağı zihinde canlandırılır.
Takılınan yerler işaretlenir; bunlar piyano başında fark edilmeyen, ezberin gerçekten zayıf olduğu noktalardır. Zihinsel çalışma sırasında tempo da korunur; eser kafada gerçek hızından çok daha hızlı geçiriliyorsa bu, ayrıntıların atlandığını gösterir ve çalışma yeniden yavaşlatılır.
Derslerimizde piyano başında olunmayan zamanlar için zihinsel çalışma yöntemi öğretilir.