Türkiye'de piyano eğitiminin kurumsal tarihi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanır.
Birinci adım kurumlaşmadır. Ankara'da kurulan müzik okulu, hem icracı hem öğretmen yetiştirecek biçimde yapılandırıldı.
İkinci adım yurt dışı eğitimidir. Küçük bir öğrenci grubu Avrupa'nın farklı merkezlerine gönderildi ve döndüklerinde farklı ekolleri birlikte getirdiler.
Üçüncü adım repertuvardır. Türk Beşleri kuşağının yazdığı piyano eserleri, yerli bir dağarcığın temelini kurdu.
Dördüncü adım yaygınlaşmadır; konservatuvarların çoğalmasıyla eğitim tek merkezden çıktı.
Bu tarih öğrenci için soyut bir bilgi değildir. Bugün Türkiye'de piyano öğrenen biri, birbirinden farklı üç dört ekolün karışımıyla ders alır.
Bu karışım bir zayıflık değildir; ancak farkında olunması gerekir, çünkü aynı sorun için farklı eğitmenlerden farklı çözümler duyulabilir. Çözümlerin çelişmesi değil, hangi durumda hangisinin kullanılacağının bilinmemesi sorun yaratır. Yerli repertuvarın erken dönem örnekleri arasında çocuklar ve yeni başlayanlar için yazılmış kısa parçalar da bulunur; bunlar hem teknik olarak erişilebilir hem de makam kaynaklı ezgi yapılarını tanıtır. Bu parçalar dinletide programın ortasına yerleştirildiğinde, dinleyici için de tanıdık bir zemin oluşturur ve programın tekdüzeleşmesini engeller.
Derslerimizde yerli repertuvar programın sabit bir parçasıdır ve teknik yaklaşım kursiyere açıkça anlatılır.